Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO; başlıkların, metinlerin, görsellerin ve sayfalar arası bağlantıların, ziyaretçinin ve Google’ın aynı şeyi anlayacağı biçimde yeniden düzenlenmesidir.
Site İçi SEO Nedir, Sayfalarınıza Ne Kazandırır?
Çarşıda iki dükkân düşünün. Birinin tabelasında yalnızca “Ticaret” yazıyor; ötekinde “Yem, Tohum ve Gübre Bayii”. Aradığını bilen müşteri hangisine girer? Site içi SEO, sitenizin her sayfasına ikinci tabelayı asma işidir. Sayfanın başlığı ne sunduğunuzu açıkça söyler, metin müşterinin sorusunu yanıtlar, bağlantılar onu bir sonraki adıma taşır.
Google bir sayfayı sıralarken önce onun ne hakkında olduğunu anlamaya çalışır. Bunun için başlığa, ara başlıklara, metnin kendisine ve görsellerin açıklamalarına bakar. Tepesinde yalnızca “Ürünlerimiz” sözcüğü duran bir sayfayı kime, hangi soruya karşılık çıkaracağını bilemez. O sayfaya “Muş traktör yedek parça” gibi ne sattığını söyleyen bir ad ve konuyu baştan sona anlatan birkaç paragraf koyduğunuzda belirsizlik ortadan kalkar; arama motoru sayfayı doğru kişinin önüne getirir.
Bu çalışmanın iki iyi yanı vardır. Birincisi, tamamen sizin elinizdedir: başka sitelerin sizden söz etmesini beklemeniz gerekmez. Öteki artısı hızıdır: on birinci, on ikinci sıralarda bekleyen bir sayfa, adı ve içeriği elden geçirildikten üç dört hafta sonra ilk on sonucun arasına girebilir. Site içi SEO bu yüzden çoğu sitede en hızlı karşılık veren adımdır.
Bu düzenlemeyi kapsamlı bir tadilat gibi düşünmek yanlış olur. Çoğu zaman sayfayı yıkıp yeniden kurmak gerekmez; başlığı düzeltmek, metne eksik kalan soruyu eklemek ve sayfayı ilgili yerlere bağlamak yeterlidir. Tasarımınız aynı kalır, ziyaretçi bir değişiklik fark etmez; fark eden Google olur. Bu yüzden çalışma sırasında siteniz kapanmaz, günlük işiniz aksamaz. Önemli olan, her sayfaya bakarken şu soruyu sormaktır: bu sayfaya gelen kişi ne arıyordu ve aradığını ilk bakışta bulabiliyor mu? Yanıt “hayır” ise sayfanın görevi yeniden tanımlanır.
Arama sonucunda görünen iki satır da işin parçasıdır. Sonuç listesindeki tıklanabilir satır ile hemen altındaki iki satırlık özet, insanların siteniz hakkında edindiği ilk izlenimdir; o izlenime göre ya dokunur ya da bir alttakine geçer. Adı “Anasayfa” diye kalmış, özeti hiç yazılmamış bir sonuç en tepede dursa da ilgi çekmez. Biz bu iki satırı sayfa sayfa elle yazarız: içinde müşterinin kullandığı kelime geçer, ne bulacağını söyler ve dokunmak için bir sebep verir.
Bir Sayfada Hangi Bölümler Elden Geçirilir?
İlk iş, sayfaların hangi aramaya yanıt vereceğini belirlemektir. İnsanların arama kutusuna hangi kelimeleri girdiğini, bunların her birinin aylık hacmini ve yazan kişinin alışverişe hazır mı yoksa yalnızca meraklı mı olduğunu tek tek saptarız. Yalnızca “koltuk” diye arayan biri büyük ihtimalle fikir topluyordur; “Muş köşe koltuk takımı fiyatları” diye arayan kişinin ise parası cebindedir. Bir kelime grubunun karşılığı yalnızca bir sayfa olmalıdır; iki sayfanız aynı hedefe oynarsa ikisi de yarı yolda kalır.
Ardından sayfanın kendisine geçilir. Başlık ve açıklama yeniden yazılır. Yazı küçük başlıklar altında parçalara ayrılır; insanlar ekrana ilk baktıklarında okumaz, göz gezdirir ve ilgilerini çeken satırda dururlar. Sayfanın internet adresi de sadeleşir: sonu “?p=153” gibi bir şifreyle biten linkin yerini, içeriği iki üç kelimeyle özetleyen okunaklı bir link alır. Metnin ilk paragrafı, sayfaya giren kişinin sorusunu doğrudan yanıtlayacak biçimde kurulur.
Görseller çoğu sitede unutulur. Telefonun verdiği “DSC_0372” adıyla yüklenmiş, alt metni girilmemiş bir resmin neyi gösterdiğini arama motoru çıkaramaz. Her görsele ne gösterdiğini anlatan bir ad ve açıklama verir, dosya boyutunu sayfayı yavaşlatmayacak düzeye indiririz. Bu açıklamalar ekran okuyucu kullanan ziyaretçilere de yol gösterir.
Sayfanın sonunda ne olacağı da planlanır. Okuyan kişi metni bitirdiğinde ne yapacağını bilmelidir: arayacak mı, form mu dolduracak, yoksa fiyat mı soracak? Telefon numarası sayfanın altında küçük bir satır olarak kalmamalı; dokununca arayan bir düğme olarak, metnin içinde ve sonunda görünmelidir. Çalışma saatleri, adres ve yol tarifi de aynı sayfada yer alırsa ziyaretçi başka bir sayfaya geçmek zorunda kalmaz. Sıralama müşteriyi sayfaya getirir; onu harekete geçiren ise bu küçük ayrıntılardır. Düzenleme yaparken ikisini birlikte ele almamızın nedeni budur.
Fiyat ve ürün bilgisi içeren sayfalarda güncellik ayrıca önem taşır. Geçen yılın fiyatını gösteren bir sayfa, müşteriyi yanıltır ve telefonda gereksiz bir tartışmaya yol açar. Fiyat vermek istemeyen işletmeler için de bir yol vardır: fiyatı nelerin belirlediğini anlatan, yaklaşık bir aralık veren ve net rakam için aramaya çağıran bir bölüm, hiç bilgi vermeyen bir sayfadan çok daha iyi sonuç alır. “Fiyat için arayın” yazıp geçen sayfalar ise çoğu zaman ne Google’da görünür ne de aranır. Bu bölümleri sizinle birlikte, vermek istediğiniz bilgi ölçüsünde hazırlarız.
Son parça, sayfaların birbirine bağlanmasıdır. Bir blog yazısını bitiren kişi oradan ilgili hizmetin sayfasına, o sayfadan da sizi arayacağı ekrana, aramak zorunda kalmadan ulaşabilmelidir. Sitenin kendi içinde verdiği linkler arama motoruna bir öncelik sırası da bildirir; kendisine hiçbir sayfadan yol çıkmayan bir içerik ise yetim kalır ve bulunmaz. Site içi SEO işinin son halkası yapısal veridir: konumunuz, numaranız, ücret bilginiz ve sıkça yanıtladığınız sorular özel bir kodla tanımlanır, böylece sonucunuz listede daha dolgun ve dikkat çekici görünebilir.
Düzenleme Hangi Sırayla Yapılır, Etkisi Ne Zaman Görülür?
Çalışma bir dökümle başlar. Sitenizdeki her sayfayı bir tabloya yazarız: bugünkü başlığı, hangi aramada göründüğü, kaç kez tıklandığı. Bu tablo üç şeyi hemen gösterir: hiç ziyaretçi almayan sayfaları, aynı konuda yarışan sayfaları ve çok görünüp az tıklanan sayfaları. Sonraki bütün kararlar bu tabloya dayanır.
İkinci adımda öneriler aynı tabloya eklenir: her sayfanın yeni başlığı, hedeflediği arama, birleştirilecek ya da yeni açılacak sayfalar. Tabloyu birlikte gözden geçiririz. Mesleğin inceliklerine hâkim olan sizsiniz; kulağınıza yanlış gelen ya da müşteriyi yanıltabilecek her cümleyi sizin uyarınızla düzeltiriz. “Tamam” demediğiniz tek satır bile yayımlanmaz.
Üçüncü adımda düzenlemeleri kendimiz uygularız; panelde sizin bir şey yapmanız gerekmez. En çok aranan hizmet sayfalarından başlar, sonra yan sayfalara geçeriz. Dokunduğumuz her sayfanın ilk sürümünü arşivleriz; içinize sinmeyen bir başlık çıkarsa eskisini geri yükleyebilir ya da üçüncü bir seçenek yazabiliriz.
Düzenlemeleri toplu hâlde değil, küçük kümeler hâlinde yayına alırız. Böylece hangi değişikliğin hangi sonucu doğurduğunu ayırt edebiliriz. On sayfanın başlığını aynı gün değiştirip iki hafta sonra sıralamanın yükseldiğini görmek hoştur, ama neyin işe yaradığını söylemez. Kümeler hâlinde ilerlediğimizde işe yarayan yaklaşımı sonraki sayfalara uygular, yaramayanı düzeltiriz. Bu yöntem biraz daha uzun sürer; karşılığında elinize, sitenizde gerçekten neyin etkili olduğunu gösteren bir bilgi geçer. Bu bilgi, sonradan kendiniz yeni sayfa eklerken de yolunuzu aydınlatır.
Gelişmeyi tahmine değil, arama motorunun işletmelere açtığı ücretsiz panel olan Search Console’daki verilere bakarak takip ederiz. On on beş sayfalık bir sitede bütün düzenlemeler ortalama altı yedi haftada biter; içerik çoğaldıkça takvim de genişler. Karşılığı her sayfada aynı tempoda gelmez: eşikte bekleyen bir içerik bir ay dolmadan öne geçebilirken, bugüne kadar hiçbir aramada çıkmamış bir sayfanın tanınması aylar alabilir. Site içi SEO ayrıca canlı tutulması gereken bir düzendir; ürün yelpazenize bir kalem eklendiğinde ya da ücret tarifeniz yenilendiğinde ilgili sayfalar da aynı gün elden geçmelidir. Aylık raporda her sayfanın başlangıçtaki ve bugünkü yerini yan yana gösteririz.
Hangi Siteler Bu Düzenlemeden En Çok Yararlanır?
İnsanlar sizi ancak tabelanızdaki ismi yazarak bulabiliyorsa, sitenizin hangi işi yaptığı arama motoruna geçmemiş demektir. En sık gördüğümüz neden, yapılan on ayrı işin tek bir “Hizmetler” başlığı altında madde madde yazılıp geçilmesidir; böyle bir sayfa hiçbir soruya tam karşılık gelmez.
Çalışmanın en büyük getirisi, tek bir işle değil birkaç ayrı kalemle uğraşan işletmelerde ortaya çıkar. Bir veteriner kliniği aşı takvimini, büyükbaş hayvan muayenesini ve evcil hayvan ameliyatlarını üç ayrı sayfada anlattığında, bunların her biri kendi sorusunu soran kişinin karşısına çıkabilir. Süt sağım makinesinden yem karma makinesine kadar farklı ürünler satan bir bayi, hem ceza hem aile hukukuyla ilgilenen bir avukat ya da arsa ile konutu birlikte pazarlayan bir emlakçı da aynı kazancı elde eder.
Ziyaretçi alıp arama alamayan sitelerde de fark yaratır. Metin müşterinin sorusunu yanıtlamıyor, telefon numarası sayfanın dibinde kalıyor ya da nereye dokunulacağı belli olmuyorsa gelen kişi sessizce ayrılır. Sayfaları elden geçirirken bu engelleri de birer birer kaldırırız. Panele kendiniz giriyor, yazıları kendiniz ekliyorsanız size iki sayfalık bir not teslim ederiz; sayfa adının nasıl seçileceğini, fotoğrafa hangi ismin verileceğini ve yeni içeriğin nereden linkleneceğini anlatır, böylece ileride bize sormadan da doğrusunu yaparsınız.
Kataloğa bir kalem daha girdiğinde ya da yeni bir işe başladığınızda aynı kurallar yeniden devreye girer. Boş bir sayfa oluşturup birkaç satır yazmak işi çözmez; o sayfanın hangi kelimeye oynayacağı, tepesine ne yazılacağı ve menüde ya da diğer yazılarda nereden ulaşılacağı önceden kararlaştırılmalıdır. Rehber niteliğindeki içeriklerde de kural değişmez: ne kadar özenli olursa olsun, okuru satışın yapıldığı sayfaya taşımayan bir yazı yalnızca okunur ve kapatılır. Mevsimlik kampanya sayfalarında ise zamanlama öne çıkar; kış hazırlığıyla ilgili bir sayfa, soğuklar başlamadan haftalar önce yayında olmalıdır ki Google onu zamanında tanısın. Bu takvimi sizinle birlikte çıkarır, yılın yoğun dönemlerine hazırlıklı girmenizi sağlarız.
İlk adım bir ön incelemedir ve bunun için ücret talep etmeyiz. Size sunduğumuz notta sayfalarınızın bugün hangi kelimelerde listelendiği, sonuçlarda görünen ad ve özet satırlarının yeterli olup olmadığı ve az bir emekle öne geçebileceğiniz fırsatlar yer alır. Hemen her incelemede bir günde düzeltilebilecek kusurlar yakalarız: birbirinin aynısı sayfa adları, yazılmamış özetler ya da tek bir konuya ayrılmış ikiz içerikler. Site içi SEO çalışmasını bize emanet etmek de, notu alıp kendi yazılımcınıza vermek de sizin tercihinizdir; hangisini seçerseniz seçin, durumunuzu rakamlarla ortaya koyan bir belgeniz olur.
Bir sayfada kaç kelime olmalı?
Sabit bir sayı yoktur. Sayfa, konuyu eksik bırakmayacak kadar uzun, okuyanı yormayacak kadar kısa olmalıdır. Uzunluğu soruya göre belirleriz.
Aynı metni birkaç sayfada kullanabilir miyim?
Kullanmamalısınız. Google aynı metni birden fazla sayfada gördüğünde hangisini göstereceğine karar veremez. Her sayfaya kendi konusunu anlatan ayrı bir metin yazarız.
Başlıkları değiştirmek mevcut sıralamamı bozar mı?
Dikkatsiz yapılırsa bozabilir. Bu yüzden iyi sıralanan sayfalara küçük dokunuşlar yapar, her değişiklikten sonra sonucu izleriz.
Düzenlemeden sonra içerik eklemeye devam etmeli miyim?
Evet. Düzenleme mevcut sayfaları güçlendirir; yeni aramalarda görünmek için yeni sayfalar gerekir. Neyin yazılacağını raporlarla birlikte öneririz.